Kategori arşivi: Arazi Günlükleri

Saz delicesinin ilginç yuvalama habitatı!

Kuş görmek için araziye giden gözlemciler ne yapıyorlar dersiniz? Tabii ki kuşların dedikodusunu yapıyorlar!

Mücbir sebebin Türkiye’de henüz görülmediği günlerde Kuzey Cem Kulaçoğlu’nun daveti üzerine Mogan Gölü’nde kuş gözlemi yapmak üzere sabah erken saatte Kaan Özgencil ile ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) A1 kapısında buluştuk. Sonrasında Kuzey Cem ile buluştuk ve doğruca gözleme başladığımız Mogan Gölü-Sel Kapanı’na gittik. eBird telefon uygulamasını açtık; suçulluğu, bataklık çintesi, saz delicesi, kızıl şahin, yeşilbaş, çamurcun, dikkuyruk gibi bir kaç tür ile ilk kayıtlarımızı tuttuk. Tüm gün boyunca 55 tür gördük, sohbet ettik ve tabii ki kuşları konuştuk.

Konudan konuya geçerken Kaan’ın dikkuyruk projesi sırasında arazide yaşadığı bir olaya sıra gelmiş olacak ki Kaan bir arazi çalışmasında önünden havalanan dişi saz delicesinden (Circus aeruginosus) bahsetti.

Şekil 1. Mogan Gölü (© Lider Sinav)

Ve diyalog şu şekilde sürdü:

K.Ö – Ben bizim dikkuyruk projesinin arazi çalışmalarından birinde buğday tarlasında yürürken dişi bir saz delicesi havalandı önümden. Yuvası varmış tarlada!

L.S –  Nasıl yani! Sen ciddi misin?

K.Ö – Evet baya baya koca dişi havalandı gitti. Yumurtaları vardı yuvada.

L.S – Sen galiba, Türkiye’de ekin içinde yuvalayan saz delicesine ait ilk kaydı aldın. Farkında mısın?

K.Ö – Vauv. İyiymiş…

L.S – Yuvanın fotoğrafı varsa yollar mısın?

Konuşma sürdü gitti. Bu kaydı kuş gözlemciler ile paylaşarak türün tanınmasına katkı vermek istedik!

Şekil 2. Saz delicesi (dişi kuş) (© İbrahim Öztürk).

Şekil 3. Saz delicesi (erkek kuş) (© İbrahim Öztürk).

Saz delicesinin habitatı ve popülasyonu

Orta boy yırtıcı kuş türü olan saz delicesi, acı ya da tatlı suda gelişen bataklık bitkilerinin geniş alanlar kapladığı habitatların yanı sıra tarım alanları gibi geniş açık arazide de bulunur (BirdLife International., 2019). Sulak alanların kurutulması, doğrudan müdahale ve kirlilik türün Avrupa popülasyonunda 1960-80 yılları arasında çarpıcı bir küçülmeye neden oldu. Ancak, son yirmi yılda popülasyon büyüklüğünde fark edilir bir artış var. Tarım alanlarında görülen birçok kuş türünün aksine, saz delicesinin durumunda yoğun tarım yapılan araziler bulunan bölgelerde dahi iyileşme kaydedildi. Tarım için oluşturulan sulama göletlerine yerleşen çiftler türün popülasyon büyüklüğündeki iyileşmeyi sağladı (Cardador ve ark., 2011).

Türün Türkiye’deki durumu

Saz delicesi hakkında Türkiye’de az sayıda çalışma yapılmış olmakla birlikte üniversiteler bünyesinde çalışma gruplarının araştırmaları devam ediyor (Hakan Karaardıç, bireysel görüşme). Kuş Atlası çalışmasında ise Türkiye’de üreyen çift sayısı 1804 olarak hesaplandı (Boyla ve ark., 2019). Üreme döneminde (15Mart-15Temmuz) türün Türkiye’de kaydedildiği habitatlar incelediğinde; 2014-2019 yıllarında eBird’e girilen kayıtların 99’u sulak alanlardan, 90’ı sulanan sürülebilir araziden, 88’i iç su bataklıklarından, 78’i sulanmayan sürülebilir araziden ve 44’ü ise karışık tarım yapılan araziden girilmiş kayıtlardır. Kuş gözlemcilerin kayıtlarından da anlaşıldığı üzere bu türün üreme döneminde bulunduğu habitatlar arasında tarım alanları da yer alıyor.

Saz delicesinin ekin tarlasındaki yuva kaydı

Avrupa’da türün buğday ve arpa tarlalarında yuva kurduğu bilinmektedir. Ancak, Türkiye’de saz delicesinin ekin içinde yuva kurduğunu gösteren bir kayıt olmadığı düşünülmekteydi. Bu türün buğday tarlası içindeki yuva kaydı, Kaan Özgencil’in 01.09.2018-2019 tarihleri arasında yürütücülüğünü yaptığı “Searching for White-headed Duck (Oxyura leucocephala) Breeding and Wintering Grounds in Central Anatolia and Monitoring of Its Populations” projenin arazi çalışmaları sırasında İç Anadolu’da alındı (Şekil 4).

Şekil 4. Saz delicesinin buğday tarlasındaki yuvası (© Kaan Özgencil).

Sonuç

Yoğun tarım uygulamalarının son 60 yıldan uzun bir sürede biyolojik çeşitliliğin azalmasında rol aldığı, tarım alanlarında üreyen bazı kuş türlerinin popülasyonlarında ise küçülmeye neden olduğu bilinmektedir (Cardador ve ark., 2011). Türkiye’de ise sulak habitatlardaki bitki örtüsü içinde yuvaladığı bilinen saz delicesinin yoğun hayvancılık ve tarım uygulamaları, sulak alanların kurutulması, sazların yakılması ve tarım alanlarının genişlemesi gibi nedenlerle değişimlere uyum sağlayarak ekin içinde yuvalamaya başladığı söylenebilir (Kirwan ve ark., 2010). Ancak, türün yeni habitat tiplerine gösterdiği bu zorunlu uyum beraberinde bilinmezleri de getirmiştir. Buna bağlı olarak da besin piramidinde üst seviyede yer alan yırtıcı kuşlardan biri olan saz delicesinin popülasyonunda gelecek yıllarda görülecek olan değişimlerin araştırılmasında yuvaladığı habitatların bilinmesi gerekecektir. Öyle ki, İç Anadolu’da mayıs ayında alınan bu kayıt göz önünde bulundurduğunda türü tehdit edebilecek bir durum dikkat çekmektedir.  Saz delicesi 38 gün boyunca kuluçkaya yatar.  Yavrular 35-40 gün sonra yuvadan ayrılırlar ve bu tarihten 2 hafta sonra uçmaya başlarlar. Bu durumda ekin içinde yuvalayan bir çiftin üreme başarısı hasattan etkilenebilir. Hasat zamanı yuvadan haberi olmayan bir üretici farkında olmadığı için yuvanın zarar görmesine neden olabilir. Bu durum dikkate alındığında sulak alanların yakınındaki tarlalarda ya da üreme döneminde saz delicesi görülen tarım alanlarında türün yuvası olabileceği göz önünde bulundurularak koruma çalışmaları yapılmalıdır.

Şekil 5. Yeni kuşaklar doğanın insandan korunması gereken bir Dünya’da yaşıyor (© Umut Tank).

Not: Saz delicesinin arpa, buğday gibi ekin bulanan tarım alanlarındaki yuvalama kaydı, Türkiye’de farklı araştırmacılar tarafından da alınmış olabilir. Bu yazının amacı, türün bilenen yuva habitatları arasında tarım alanlarının da bulunduğuna dikkat çekmektir!

Yazar: Lider Sinav

Kaynaklar:

BirdLife International 2019. Circus aeruginosus (amended version of 2016 assessment). The IUCN Red List of Threatened Species 2019: e.T22695344A155490248. https://dx.doi.org/10.2305/IUCN.UK.2019-3.RLTS.T22695344A155490248.en. Downloaded on 22 April 2020.

Boyla, K. A., Sinav, L., & Dizdaroğlu, D. E. (2019). Türkiye Üreyen Kuş Atlası. WWF-Türkiye, Doğal Hayatı Koruma Vakfı, İstanbul.

Cardador, L., Carrete, M., & Mañosa, S. (2011). Can intensive agricultural landscapes favour some raptor species? The Marsh harrier in north‐eastern Spain. Animal Conservation14(4), 382-390.

Kirwan, G., Demirci, B., Welch, H., Boyla, K., Özen, M., Castell, P., & Marlow, T. (2010). The birds of Turkey. Bloomsbury Publishing.

Arazi Günlükleri: İzmir

Günün birinde, evde miskin miskin otururken, aklıma birdenbire insanlığa ve kuşçuluğa faydalı bir şey yapma isteği geldi. Birkaç yıldır biriktirdiğim arazi deneyimimi bu yönde değerlendirebilir, belki birilerine bir faydam dokunabilirdi.

Nasıl bir şeyler yapabileceğimi planlamaya başlamışken, bilmiyorum nerede,  Türkiye Üreyen Kuş Atlası Projesi için çalışmalara katılmak isteyen gönüllüler arandığı yönünde bir yazı gördüm. Konuyu daha önce bu tip çalışmalara katılmış olan Sezai Göksu hocamızdan biliyordum. Bunun bir şeyler yapabilmek adına iyi bir fırsat olduğunu düşünerek ona danıştım ve yazıda verilen eposta adresine mesaj attım.

Çok kısa bir süre sonra Lider aradı beni. Konu hakkında detaylı bilgiler verdi, tavsiyelerde bulundu. Daha önce bu tip çalışmalara katılmadığım için endişeliydim açıkçası, yüzüme gözüme bulaştırmak da vardı işin içinde.

Lider’in de tavsiyeleri ile Ömer Döndüren ile temasa geçerek 35SMC96 karesi üzerinde çalışmaya yapmaya karar verdik. İlk çalışmayı Ömer ile birlikte yapmak, konuya aşina olmayan benim için büyük bir destek olacaktı. Kuşların çoğunu biliyordum ama davranışları, ötüş tarzları, üreme habitatları gibi konularda bilgim sınırlı idi ve bir uzman desteğine ihtiyacım vardı.20170330_121059

Tüm bu endişelerim Ömer ile araziye çıktığımızda bir anda yok oldu. 31 Mart 2017 tarihinde 35SMC96 10’luk karesinde 2 ayrı erken üreme dönemi sistematik çalışmasını gerçekleştirdik.

Boğmaklı toygar

Fotoğraf: © Çağlar Güngör

Arazide ilk fark ettiğim şey kuşların ötüşleri hakkında çok az bilgim olduğu idi.  Ancak Ömer’in bilgi ve deneyimlerine benimkileri de kattığımda daha önce yaşadığım endişelerin yersiz olduğunu gördüm. Sonuçta çok güzel bir ilkbahar havasında başarılı olduğunu düşündüğüm bir çalışma gerçekleştirdik. Arazide geçirdiğimiz 2 saat boyunca çeşitli türleri gördük, seslerini duyduk ve kayıt altına aldık.  Yılan kartalı üzerimizden uçarken fotoğraf makinesini arabanın bagajında bıraktığım için büyük pişmanlık duydum. Boğmaklı toygarın öterken diğer kuşların sesini taklit etmesi beni şaşkınlığa iten ilk kez karşılaştığım bir olgu oldu. Hayran kalmadığımı söyleyemem doğrusu.

Ömer olmasa bu çalışmayı benim tek başıma gerçekleştirmem imkansızdı. Verdiği destek için kendisine teşekkür ediyorum. Bu bir başlangıçtı ve bundan sonra çok daha başarılı işlere imza atacağımıza inanıyorum.

Bir gece çalışma masamın arkasında oturmuş bir şeylerle uğraşırken birkaç metre ötemdeki balkon demirlerine konan kukumav ile başlayan kuş sevdam, bu çalışma ile birlikte bir ileri boyuta ulaşmış oldu. Sırada ne var bilmiyorum, ama önce bu çalışmanın tamama ermesine katkı vereceğim.

Sonra…. bilmiyorum ama, kuşun olduğu her yerde deklanşöre basabilmeyi umuyorum.

Sevgiyle ve kuşlarla kalın.

Çağlar Güngör

Mart 2017

 

 

 

 

Arazi Günlükleri: Mersin&Karaman

17626266_10154938229717911_6005553566198965746_nSoner ile Titreyen Göl’de buluştuk. Soner bu sene 15 Mart’ta gelen ötücü göçünün geç kaldığını anlatıyordu. Kıyı kontrolü yaptıktan sonra Akseki ‘ye yola çıktık . Bir gün Akseki ‘de kuş arazisi yapıp Akseki’de kaldık. Akseki de kar altındaydı. Ertesi gün sabah erken 36SVF3 karemize hareket ettik. Akşam yaptığımız çalışmada  Afşar‘ın olduğu dere habitatında kuş gözlemi yapmaktı. Hadim Taşkent üzerinden karemize ulaştık ulaşmasına yaklaştıkça yolların iki yanı karlar altındaydı. Hatta aracımızdan fırladık “hani kuşlar nerede ?” çekimini  gerçekleştirdik. Görece irtifa kaybedeceğimizi düşünerek 10’luk karemizde kar olmayacağını düşündük.  Yollar eğlenceliydi ama kuş yoktu. Eğlencemizi iki kocaman HES inşaatı  maalesef kısa sürede kesti.

17523626_10154933389547911_6407882083521778795_n

Fotoğraf: Bahar Bilgen

Yine de Taşkent’e bayıldık . Taş üstünde taştan ibaretti adeta…  Afşar’ı geçtikten sonra bir şelale bilgi levhası gördük. Çetmi Şelalesi. Baktık şelale yolumuzun üzeri haydi dedik. Hem de karemizi keşfetmiş oluruz. Muhteşem bir coğrafya yakalamıştık. Kanyondan geçip şelaleye vardık. Ne var ki 1X1 karemizde değildi şelale! Raslantısal kayıt sağolsun. Derekuşunu elimizle koymuş gibi bulduk. Geriye karemize doğru döndük. Sesleri dinledik. Karemize girdikten sonra ilk ses duyduğumuz noktayı kontrol ederek ,başladık yürüyüşümüze. Olası türleri söylüyor, biraz sonra görüyorduk. Kaya sıvacıları, kaya serçeleri , kuzgun, gökardıç , dağ kuyruksallayanı… Gökardıç sayısı  gayet güzeldi. Adeta çift çift uçuyorlardı.  Kanyon çıkışında bahçelerden baştankaralar, çıvgınlar, ak yanaklı baştankara listemize eklendi.  Boğmaklı ardıç ile duvar tırmaşık arayışımız sonuç vermedi ne yazık ki… Kaya sıvacı kuşlarının yuva hareketi ve gök ardıçlar keyiflendirmişti .

Alanı taramaya başladık ve hemen bir kızılkuyruk bizi durdurdu. Aynı alanda yuvaya çamur taşıyan sıvacı kuşu da var mıydı ? Vardı. Hemen bir serbest kaydı girdik.

İkinci 1X1 karemiz için rakım yükseltmeye karar verdik. Böylece ait olduğumuz 10’luk karede daha değişik bir habitat bulma olasılığımız nerdeyse sıfırdı. Keçimen’e doğru yükseldik. Yolların karla kapalı olduğunu gidemeyeceğimizi köylüler söylese de, kapanana kadar gideriz dedik biz de .

Kış daha kalkmamış bahar henüz gelmemişti buralara. Kuşlar adeta daha yeni ötme denemeleri yapıyordu. Şöyle hakkıyla öteni yakaladığımız zaman  A2 yi yazacaktık, kim tutardı bizi ama bizim uçan canlar  daha hazırlık notaları mırıldanıyor, akort yapıyorlardı. Neyse ki bir orman toygarı öttü! Ketenkuşları henüz dişileri görecek hale gelmemişlerdi  ama varlardı ya!

Soner ile elimizden geleni yaptık . Bu arada müthiş bir Crocus ve Colchicum alanı keşfetmiştik. Üstelik yol açılmıştı köylülere dönüşte müjdeyi vermek istedik.

Dönüse geçtik  iki gece Ermenek’ te kalmayı planlamıştık .Saat 16:30 a geliyordu . Yolun iki yanı karlı , kimi yerde karların yer yer eridiği düzlükler vardı . Soner arabayı birden durdurdu. Aşağıda tarla çinteleri vardı . Ketenkuşu sürüleri , vay!  Dağ İncir Kuşu iki tane! Hemen arabadan indik . O da ne ! Yolun diğer tarafında akıl almaz kulaklı toygar sürüsü. Seksenden fazla! Hepsi akşam pazarı besleniyorlardı. Artık Soner’le bana çamurlara bulanıp bu beslenme şölenine katılmaktan başka seçenek kalmamıştı. Biz de hakkını verdik!

17554464_10154935259797911_6330495089064510484_n

Fotoğraf: Bahar Bilgen

17523341_10154938218267911_6015011414671054848_n

Fotoğraf: Bahar Bilgen

 

 

 

 

 

 

Yol boyu kara kızılkuyruk, ökse ardıcı, kaya kırlangıcı, alaca ağaçkakan kayıtları da alarak Ermenek’e vardık .

Ermenek’teki otelimiz çok güzeldi. Yemeklerini de sevdik. Ermenek  yamaçta kurulmuş  eski kültürümüzün bozulmamış izlerini taşıyan harika bir şehir.  Bu otelin varlığını diş doktorumdan öğrenmiştim yıllar önce. Ermenek’liydi. Her taraf sakindi. Odalarımız maalesef ki Ermenek Baraj Gölü’ne bakıyordu. Ermenek ve yöresi ülkemizin endemik bitki zengini bir yöresi. Düşünebiliyor musunuz sular altında kocaman bir kesimi?  O zaman baraj inşaatı sürüyordu.

Yarın Karaman yoluna girecektik. Googledan ağaçlık alanlar belirledik. İki 10’luk seçtik. Biri veya  diğeri olacaktı. Kuşları  dinleye dinleye yavaş yavaş yolda ileliyorduk. Soner, küçük sıvacı neden olmasın Bahar Abla, dedi. Sağımız solumuz yaşlı, genç karışık ibreli ormandı. Balkusan’a doğru kuzeye gidiyorduk. Yolu kesen vadi aralıklarını ben daima çok cazip bulurum.  Zamanına göre kuş, kelebek buradan akar gider. Yamaçtan yola doğru inen vadi olur bir oluk! Böyle bir olukta durdum. Arabadan indik, bizimkinin ötüşü kulaklarımıza doldu. İki yandan iki erkek alanları için güçlü bir şekilde uğraş veriyorlardı. Eh bir de çaprazgaga! Hemen bir koordinat aldık.  Raslantısal kaydı yaptık. Eğer ilerde böyle bir alan göremezsek dönüp burada 1 x1’lik karemizi yapmaya karar verdik.

17553550_10154938181487911_8034403443918786603_n

Fotoğraf: Bahar Bilgen

Karaman yönünde ilerlemeye devam ettik. İhsaniye’ye kadar alanımızdaydık. Derken ağaçlar bitti. Karlar erimiş yol sular altında. Ama kuyrukkakanlar var! Bir de aksırtlı kuyrukkakan görünce burada 1×1 karemizi yapmaya karar verdik. Böylece 10’luk karemizi belirlemiş olduk. Önceki küçük sıvacı raslantısalda  kalacaktı.  Fakat diğer yandan yol bir süre sonra irtifa kaybederek inecekti sanki. Yine ibreli ormanına girmemiz yüksek bir olasılıktı. Google da bizi onaylıyordu. Nasıl bir alandı burası böyle aksırtlı kuyrukkakanlar üreme havasında cirit atıyordu.4 çift aksırtlı kuyrukkakan! Kuyrukkakanlar suyun başından ayrılamıyordu. Küçük isketeler, ketenkuşları, orman toygarları ki yine ötüyorlar, kaya serçeleri… Yoldan etrafa dağıldık Soner’le. Kaya tepelerinin aralarındaki vadilere doğru girdikçe aksırtlılar artıyordu. Bu arada bu kayalık tepelerde adeta kayaların dibine nefes alamak için saklanmış endemik muhteşem süsenimiz nabzımı artırıyordu. Ona narin Colchicumlar arkadaşlık ediyordu. O da ne yukarda Soner’in gösterdiği yerde iki sarı gagalı dağ kargası uçuyordu. Alanı bir saat boyunca taradık. Soner kaya deliklerinde baykuş aradı. Kısmetimiz bu kadardı.

İkinci 1×1 lik için İhsaniye’ye doğru ilerledik. Yanılmamıştık. Rakım 1925 metreden indikten sonra ibreli ormanlar önümüzdeydi. Buradan neler çıkartabileceğimizi saya saya kare başlangıcımızı belirledik. Yürüyüşümüze başladık. İbrelilerin yaşlılarına doğru yaklaştığımızda küçük sıvacıyı duyduk. Eh biraz eğlendik tabi! Ne de olsa özlemişim!  Kaya kirazkuşu, çam baştankaraları, ispinozlar, sakalar ve cıvıl cıvıl orman toygarları. Uzaktan yaklaşan sürü 3 kangal köpeği eşliğinde belirince ben arabayı almaya döndüm. Zaten saatimizi doldurmuş, ormana inmeyi düşünüyorduk. Arabayla sürüyü atlattıktan sonra indik yine sağı solu dinledik.  İhsaniye’ye yaklaşırken av arayan bir kaya kartalı ile eğlendik. Köyün mezarlığına indik ama ak yanaklı baştankara sesi duyduk sadece…  Ermenek’e dönüp baraj etrafında gözlem yapamaya karar verdik ki o zaman 50’lik karemizde  eksik kalmış kaydımız ve habitatımız olmasın.

Baraj kıyısına inme çabalarımız, yolların inşaat nedeniyle kesilmiş olmasından dolayı başarısız kaldı. Ama biz yine ara yolları falan zorlayarak oldukça yaklaştık. Baştankaralar, alaca ağaçkakan , çıvgınlar derken süper görüntü veren iki küçük ağaçkakan dürbünlerimizde belirdi. Bir çift idiler !

Soner‘e dedim ki bir alan seçeceğim bak oradan çok güzel bir tür çıkacak. Seç bakalım dedi ama seçtiğim alana bir sürü daldı ne varsa önüne kattı. Ben ne yapayım gibi bir ifadeye bürünüyordum ki 4 kırmızı gagalı dağ kargası gökyüzünü şenlendirdi. Hatta biraz oyun da oynuyor gibiydiler! Saat 18:40.  Güzel bir günü daha gayet iyi bir havada bitirmiştik. Karnımız acıkmıştı. Diş Doktorumu Ermenek’ten aramıştım. O da otel müdürü arkadaşı, onu aramış. Akşama ikramlar bizi bekliyordu.

Bahar Bilgen

Nisan 2017

Arazi Günlükleri: Side

Yaklaşık 5 yıldır kuş gözlem çalışmaları yapıyorum. Kuş Gözlemlerime 2012 yılında yabancı gözlemcilere balık baykuşu turları yaparak başladım. Balık baykuşunu bulmak için dere tepe ve dağ – ova gezmek beni müthiş etkilemişti.

17626244_294316904338677_7123040394343686634_n

Fotoğraf: Lider Sinav

Balık baykuşu grupları ile bağlantılı olarak ve Soner Bekir ve Kerem Ali Boyla ile diğer kuş türlerinin gözlemine de başladım ve bu müthiş iyi oldu. İşin içine girdikçe daha da girdim ve bu işi çok sevdim. Bugün ben çarşıya alışverişe ya da fırına ekmeğe dahi gitsem yanımda fotoğraf makinemi götürürüm. 5 yıl içinde ama esas itibariyle 2015 yılından bu yana toplam çektiğim kuş resmi sayısı -tür değil toplam- yaklaşık 10 bin karedir.

Çektiğim kareleri Antalya kuş gözlem topluluğu facebook sayfasında paylaşmaya başladım. Çok resim çekmiştim ama tür bilgisi konusunda çok ciddi çalışmalarım olmamıştı. Antalya kuş gözlem topluluğu ile kuş türlerini tanımlama konusuna da ciddi olarak eğilmeye başladım.

Antalya Kuş Gözlem Topluluğundan Özlem Saygın’ın “Kuş atlası Side karesini yapmak ister misiniz?” Sorusu geldiğinde bu konuda ve Kuş Atlası çalışmaları konusunda Kerem Ali Boyla ile ilgili facebook paylaşımları dışında hiç bir bilgim yoktu. Sorunun içinde kuş geçtiği için cevabım elbette hemen evet olacaktı ancak türleri tanımlama konusundaki eksikliğim ve kuş atlası karesi konusunda hiç bir şey bilmediğim için cevabın içine “olabilir” i ekledim, “evet olabilir” dedim.

Lider Sinav’ın telefonla araması ve konuyu kısaca anlatması ile bilgilendim ve her gün düzenli olarak kamera ile 8 km yürüdüğüm için bu işe hazırdım da. Kuş Atlası Side karesi yaparken serbest gözlem de uygun 2 gün belirledik.

Lider beyden gelen emaildeki atlas haritası ile; 1’i boğaz denilen Manavgat ırmağı deniz ağzında diğeri ise 50’lik kare içinde olan Akseki bölgesi 10’luk karelerine 28 ve 29 Mart olarak karar verildi. Aslında benim uzmanlık alanım olan ( 🙂 )balık baykuşu nedeniyle Nisan sonu daha uygundu ancak konu balık baykuşu değildi. Lider bey tüm türler için geç üreme döneminde bir çalışma daha olması gerektiğini ve erken üreme dönemi olarak 28/29 Mart’ın uygun olduğunu söyledi ve 28/29 Mart için karar kıldık. Günler hızla geçti ve beklenen tarihler geldi.

27 Mart günü Side Ilıca Kumköy kavşağında Antalya’dan Lider beyi getiren Manavgat otobüsünü beklerken bir otobüs durdu ve genç bir arkadaş indi. Ben biraz uzaktan izliyordum çünkü bu beklediğim otobüs olmalıydı, vakit gelmişti. Otobüs muavini bagajı açarak içerden koca 2 bavul alıp o genç arkadaşa verdi. Ben o arkadaşı Lider bey sanmıştım ve bagajdan valiz alınacağını bekliyordum bavulları görünce İngilizlerin LoL dedikleri (laughing out loud) şekilde güldüm:) Otobüs devam etti- Lider bey durağı kaçırmıştı. Bir süre sonra karşı taraftan geldi. İleride otobüsten inip dolmuşla gelmişti.

Küçük bir toplantının ardından o günkü deniz kıyısı civarı yürüyüşümde çektiğim kuş karelerini Lider beye gösterdim. O Bölgeyi görmek istedi. Beraber akşam çökmeden o bölgeye giderek keyifli bir kısa serbest gözlem yaptık.

Ertesi gün erzaklarımızı ve malzemelerimizi yükleyerek saat 05:45 gibi yola çıkarak yaklaşık 80 km keyifli bir yolculuktan sonra Akseki 10’luk karesine vardık. Yükseklik nedeniyle (1100 metre) hava oldukça soğuktu ancak gözleme başlayınca habitat içindeki kuşlar içimizi ısıttı ve hiç üşümedik. Torosların inanılmaz keyif veren doğasında gürültü toz ve insan kalabalığından uzak gün boyunca habitat içinde 2 sistematik gözlem ve serbest gözlemler yaptık.

özcan

Fotoğraf: Özcan Kılıç

29 Mart Çarşamba günü Manavgat Alanya arasında Okurcalar ve Alara ‘ da denize yakın ırmak bölgesinde ve biraz içerilerde gözlemimize devam ettik. Çok verimli bir habitat içinde erguvani balıkçıl, beyaz balıkçıl, akgerdanlı ötleğen, kerkenez, kızıl şahin, su çulluğu, maskeli ötleğen, baştankara, yalıçapkını, atmaca gibi bir çok kuş türleri gözlemledik.

Lider beyle beraber 2 gün boyunca İnanılmaz keyifli bir kuş atlası gözlem çalışması yaptık. Göçmenlerin henüz bölgeye tam olarak gelmemesi nedeniyle çok fazla tür görme şansımız olmadı ancak yine de hem Lider beyi, hem de beni heyecanlandıran bir çok tür gördük.

17634609_294316614338706_3027786163383915563_n

Fotoğraf: Özcan Kılıç

Bu güzel sistemli çalışmada vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz – yorucu ama zerre kadar yorgunluk hissetmiyorsunuz ve her saniyesi müthiş bir keyif veriyor… o kadar keyif verici ki ikinci gün şunu dedim: kuş gözlem ülkemizde tüm okullarda zorunlu ders olmalı.

Arazi Günlükleri -Çeşme

kayasivacisi-2

Kaya sıvacısı, Sitta neumayer, Fotoğraf: Sezai Göksu

Türkiye Üreyen Kuş Atlası Projesi için ilk duyuruyu okuduğumda bir yandan katılmayı çok istemiş bir yandan da çok endişelenmiştim. Yaklaşık dört yıldır kuşları izliyor, fotoğraf çekiyor ve gözlem yapıyordum. Bir keresinde Cernek kuş halkalama istasyonunda gönüllü olarak bile çalışmış, oradaki hocalardan çok şey öğrenmiştim. Bu proje de bana çok şey öğretecekti, buna emindim. Bu nedenle katılmayı çok istedim, ama dedim ya, bir yanım çok endişeliydi, bütün kuşların arasından üreyenleri nasıl ayırdedecektim, üreme kodlarını nereden bilecektim? Bu endişelerle birlikte, ağır basan kuş sevdası beni projeye gönüllü olarak itti. İlk toplantıya tüm karelerimi belirleyerek, biraz da ses çalışarak gitmiştim. Dilek Şahin’in inanılmaz derecede rahatlatıcı, yol gösterici ve hepsinden önemlisi projenin sağlıklı bir biçimde tamamlanabilmesi için uyulması gereken kuralları anlatırken seçtiği öğretici dil endişelerimin önemli bir bölümünü gidermişti. Sırada, arazi gününü beklemek vardı.

Nihayet, o büyük gün gelip çatmıştı. Bu projede en azından ilk karelerimde bana eşlik edecek efsane isimle karşılaşacaktım, Lider Sinav’la. Lider, 16 Nisan Cumartesi günü Alaçatı’ya geleceğini haber vermişti. Her şey önceden planlandığı gibi gidiyordu, ben daha Lider’i karşılamadan, sabah bir kare bitirmiştim, ama sorulacak o kadar çok soru vardı ki kafamda. İşte o sorularla, nihayet Lider’le buluştuk. Hemen araziye gitmek istedi, akşamüzeriydi, güneşin batmasına iki saatten fazla vardı, birlikte bir kareyi sindire sindire ve tüm sorularımı sorarak yapabilirdik. Lider’in heyecanlı, ama bir o kadar da derin bilgi sahibi olduğunu hissettiren, dolayısıyla güven veren tavrı beni adamakıllı rahatlatmıştı. Birlikte, seçtiğim karede ilk transectimize başladık, her halini izliyor, her yazdığına merakla bakıyordum, ne öğrensem kardı. Bu gerçek bir kuş arazisiydi, alışkın olduğum kuş fotoğrafçılığından çok farklıydı, yürüyorduk, kuşlar bana yakın değildi, biz yürüdükçe ses dinliyor, alanda hangi türlerin olduğunu üreme kodlarıyla birlikte tartışıyorduk. Dürbün ve ses bilgisinin ne kadar önemli olduğunu o zaman anladım, dahası tür bilgisinin. Yelpazekuyruk, tarla çintesi ve tepeli toygar alanda bizi ilk karşılayan türlerdi. Tarlalardan geçip nehir kenarına vardığımızda, Lider’in ne kadar heyecanlandığını ve bana “sen de dinle bak” büyük kamışçını duyuyor musun, dediğini söylemeliyim. Alaçatı azmağından içeriye doğru giren nehrin bir güney yakasında, bir kuzey yakasında yürümüştük. Alanı tamamladığımızda gün batıyordu, ve terk edilmiş tek katlı bir köy evinin saçağından bir çift kukumav bize bakıyordu.

yelpazekuyruk-4

Yelpazekuyruk, Cisticola juncidis, Fotoğraf: Sezai Göksu

Ertesi gün de, Lider’le daha farklı bir coğrafyaya sahip başka bir kareyi tamamladık. İki gün boyunca, geniş bir arazide bol türlü ve keyifli bir çalışma yaptık Lider’le. Kendisini en fazla heyecanlandıran gelişmeyi de aktarmazsam eğer, bu öykü eksik kalır. İlk günün akşamı birlikte sohbet ederken, Alaçatı’nın güney sahillerinde sabah saatlerinde büyük gruplar halinde arka arkaya yelkovan kuşlarının geçit yaptığını anlatmış ve geçen yıl çektiğim fotoğrafları göstermiştim. Lider’in heyecanını anlatamam, sabahı iple çekmiştir herhalde. Nitekim, sabah ikinci kare için araziye vardığımızda, ilk yaptığı dürbünü denize çevirmek ve yelkovan geçişlerini izlemek oldu. Benim karemden çok, kıyıdan yaklaşık 300-400 metre açıktan geçen 40’lı-50’li yelkovan grupları ile ilgilendi. Birlikte yol boyu yelkovanları tartıştık, nereden geliyorlardı, nereye gidiyorlardı, akşamları geri dönüyorlar mıydı, ve bunlar gibi bir sürü soru daha sorduk. Tüm bu soruları, bir büyük yelkovan projesine bırakarak, Lider’i Alaçatı’dan uğurladım, başka gönüllülere yardıma, başka coğrafyalara, başka türlere doğru.

Bu projeye dahil olmakla çok doğru bir tercih yapmış olduğumu anlamamı sağladığı, bana yeni bilgiler aktardığı ve keyifli arazi arkadaşlığı için Lider’e ne kadar teşekkür etsem azdır, sağolsun.

Sezai Göksu, 2016

848272e3-5eb8-4af7-8975-acb92c99f34e

Arazi Çalışmalarında Belgeleme Önerileri

Atlas  projesi yoğun arazi çalışması gerektiren bir proje. Projeye katılan gönüllülerin yoğun emeği karşılığında proje sonunda kısa bir film hazırlama fikrini tartışıyoruz. Projeye katkı sağlayan herkesin kendinden bir şey bulacağı bu filmi hazırlamak ancak araziye çıkan gönüllüler tarafından oluşturulmuş ses ve görsel arşiv ile mümkün olacaktır. 


Söz konusu arşivi oluşturmak için Atlas gönüllülerinden arazide ses ve görsel materyal toplamalarını rica ediyoruz. Bu materyallere dair fikir vermek adına da böyle bir yazı yazma gereği duyduk. Arazi çalışmaları sırasında toplayacağınız ses ve görsel materyalleri aşağıdaki gibi gruplayabilirsiniz. Topladığınız her türlü ses ve görsel materyali yer ve zaman bilgisi ile ayrıca fotoğraflarınızın üzerine adınızı yazarak kus.atlasi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Atlas arazi çalışmaları sırasında;

Alanı kullanan türlerin görseli: Çektiğiniz tür fotoğrafları proje sonunda yayımlanması planlanan Atlas kitabında kullanılabilir; duyuru, rapor, sosyal medya paylaşımı gibi farklı kaynaklar içinde yer alabilir.


Görseller ile türlerin öten bireylerini, muhtemel çiftlerini, teritoryum belirleme davranışlarını, kur davranışlarını, yuvayı ziyaretlerini, erişkin bireylerin heyecanlı davranışlarını, yuva bakımı ya da yuva deliği açma davranışını, yuvaya besin taşıyan ya da yuvadan atık uzaklaştıran bireyleri kayıt altına alabilirsiniz. Bu sayede pek çok davranışı ifade eden fotoğraflara sahip olabilir ve projeye önemli katkılarda bulunabilirsiniz.

Bilindiği gibi üreme dönemindeki bireyler çevresel etkenlere karşı her zaman olduğundan daha duyarlıdır. Türkiye Üreyen Kuş Atlası projesinin başlıca amaçlarından biri bireylere ve popülasyonlara hiçbir zarar vermeden, gözlem yoluyla Türkiye’nin üreyen kuş envanterini çıkarmak, bu sayede koruma çalışmalarına katkıda bulunmaktır. Gözlem yapma ve fotoğraf çekme amacıyla kuşların yaşam alanına girdiğimiz an, istemeden de olsa onlara rahatsızlık verme riski doğar. Vereceğimiz rahatsızlık bireylerin, nadir veya tehdit altındaki türler söz konusu olduğunda ise popülasyonların üreme başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. 

Bu yüzden özellikle dikkat edilmesi gereken, aşağıdaki durumlarda alandan hemen uzaklaşmaktır:

  • Birey ilgiyi kendine çekmeye çalıştığında (bu, bireyin fotoğrafçıyı yuvadan
    uzaklaştırmaya çalıştığı anlamına gelir)
  • Yeni uçmaya başlamış gençler görüldüğünde
  • Kullanılan, içinde yumurta ya da yavru olan yuvalar görüldüğünde
 
Proje kapsamında yapılan arazilerde fotoğrafçının fotoğraflayacağı kuşlara bu bilinç ve sorumlulukla yaklaşması, çalışmanın korumaya yönelik amacına ulaşmasını sağlayacaktır. Bu yüzden üreyen bireyleri rahatsız ettiği ya da üreme başarısını etkilediği düşünülen hiç bir fotoğrafı veya ses kaydını Kuş Atlası projesi görsel envanteri ve ses envanteri içinde kullanmamayı ilke ediniyoruz.
 

 Erkek Kaya çintesi ( Emberiza cia ) öterken. Üreme Kodu ”A2”
Dişi Kara başlı çinte ( Emberiza melanocephala ) besin taşırken. Üreme Kodu ”C14”
Habitat fotoğrafı: Atlas metodunu uyguladığınız karelerde akarsu, kayalık vadi, baraj gölü/göleti, orman, bozkır, tarım alanı, parklar, bahçeler, farklı habitat tiplerinin kesişim noktaları (orman ve bozkır arası geçiş bölgeleri, yerleşimler ve yakın çevresindeki alanlar) gibi birçok farklı habitat fotoğrafı çekebilirsiniz. Bu fotoğraflarda alandaki bitki örtüsü, yer şekilleri, hayvancılık ve tarımın doğa ile ilişkisi (hayvan sürüleri, tarım makineleri ve
tarım teknikleri, balıkçılık, yaylacılık faaliyetleri vb) gibi bir çok konuya yer verebilirsiniz.



Drenaj Kanalı (Sulatan Sazlığı Önemli Kuş Alanı – Kayseri)



Bozkır bitki örtüsü
Alpin kuşak bitki örtüsü (Giresun)

 

Hayvancılık

 

Nehir Kolu (Murat Nehri)

 

Yukarı Murat Vadisi

 

Tarım ve Tarım araçları (Yukarı Murat Vadisi)

 

Lagün (Gelibolu Yarımadası)

 

Yaylacılık
Aygır Gölü (Bitlis)



Ekip fotoğrafı: Arazi çalışmasını yapan ekip, tamamladıkları kareden ayrılmadan önce ekip fotoğrafı çekebilir. Bu çekimler her kare için gerçekleştirilebileceği gibi o ekipteki herkesin içinde olduğu tek kare fotoğraf da alınabilir. Arazi
çalışmaları sırasında çekilen ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen ekip fotoğraflarını tek bir başlık altında ‘’ Kuş Atlası Ekipleri’’ toplamayı planlıyoruz.



Arazi çalışmalarında (Süphan Dağı Etekleri – Bitlis)


Arazi çalışmalarında (Seyfe Köyü – Kırşehir)

Arazi çalışmalarında (Gelibolu Yarımadası)



Arazide Yaşanan Deneyimlerin Fotoğrafı: Bu başlık altında bir çok fotoğraf bulunabilir, arazide başınıza gelen eğlenceli olaylar, muhteşem bir manzarada yediğiniz öğlen yemeği, kamp alanınız, karşılaştığınız ekstrem hava olayları vb.


Balık Gölü’nün güney yamaçlarında kahvaltı molası (Ağrı).
Jeotermal alana kurulu Merkezi Isıtma Sistemi dağıtım tesisi (Diyadin – Ağrı)

 

1 saatlik yürüyüşe mecburi ara verdiren toz taşınımı (Kayseri).

 

Videolar: Arazi çalışmaları, metot, ekipteki en yeni kuş gözlemci, sesi duyulan ama tanımlanamayan bir türün ses kaydı, türlere ait görsel kayıtlar vb. Bu başlık altında bulunabilir. Ayrıca arazi çalışması sonrasında dilerseniz gözlemcilerin Atlas projesi veya gerçekleştirilen arazi çalışması hakkında bir şeyler anlattığı kısa videolar da çekebilirsiniz.

Rüzgar ve Toz taşınımı (Sultan Sazlığı ÖKA – Kayseri)  © Fuat Toper

Ankara’da Yeşil Bir Kanyon

Türkiye’de yıllar sonra tekrardan bir üreyen kuş atlası yapılacağını duyduğum zamanı hatırlıyorum. Ne kadar mutlu olmuştum. O irili ufaklı yuvarlaklardan bizim ülkemizin haritasının üzerinde görmeyi o kadar çok istiyordum ki. İngilizlerin yaptığı atlas çalışmalarını takip edenler de hep benim kadar hevesle beklemiştir umarım. Ellerinde “Birds of Turkey” kitabı olanlar bile merak etmiyor değildir o kitaptaki soru işaretleri gerçekte ne acaba? Lider Sınav bizimle kontağa geçtiğinde mutlulukla gönüllü olabileceğimi söylemiştim o yüzden.

Nisan 2016, Ankara
Ondan aylar sonra ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğunun 2016 tanışma toplantısını ayarlamaya çalıştığımız zamanlardı Lider benimle kontağa geçti Ankara ili toplantısı için. Topluluk olarak ev sahibi olalım dedik ve olduk. Harika bir toplantıydı. Çok harika bir ekibimiz vardı. Toplantıdan sonra ise hiçbir zaman çok merak etmediğim bir konunun içinde buldum kendimi: üreyen kuş türleri. Acaba ülkemizde görülen türlerden hangisi ülkemizde ürüyordu? Kuş gözlemciyim. Tabi ki birçok kuş türü ile bilgim var ama hiç merak etmediğim bu konu o kadar derin ve genişmiş ki. Öğrenecek o kadar çok şey varmış ki! Yeni şeyler öğrenmenin hevesiyle birer ikişer üreyen kuş türleri üzerine bir şeyler öğrenmeye başladım.
Sonunda zamanı gelmişti. Ankara’da arazi zamanı! 27 Nisan sabahı yakın zaman önce tanıştığım, Atlas ekibinden Eylül Dizdaroğlu’nun rehberliğindeki ekibimizi topladık arabaya. Umut Tank ve Göktuğ Öztürk ekibimizin diğer üyeleriydi. İkisi de çok hevesli biyoloji bölümü öğrencileri. Umut ODTÜ’den, Göktuğ ise Hacettepe’den. En çok sevdikleri şeyler farklı olsa da kuş gözlemi çok seviyorlar. Bu sevgilerinin daha da ileride daha da büyüyeceğine eminim.
Arabaya son ekip arkadaşımızı aldığımızda saat 07:00’ye geliyordu. Gecikmemek için biraz hızlı sürüp, çalışmak için seçtiğimiz 10’luk karemize geldik. Hava biraz kapalıydı ama durumun ne kadar ciddi olduğunu ilk sistematik gözlemimizi yapacağımız Astepe Baraj Gölünün yanına gelip arabadan inince anladık. Hepimiz titriyorduk! Hava 5 derece ve rüzgarlıydı. Bunların hepsini gözleme başlar başlamaz unuttuk gerçi. Ankara’da varlığından haberdar olmadığım bir köşe… Her yer meşe, her yer makilik! Sanki Ankara değil.

Nisan 2016, Ankara
Sorunsuz ve heyecanla biten gözlemimizden sonra ikinci sistematik çalışmamız için barajı dolduran nehrin vadisinde ilerledik. Kayalıkların arasında yemyeşil bir vadi. Hava da ısınmıştı oraya geldiğimizde. Bu ısınmayla birlikte gökyüzünü de yırtıcılar doldurmuştu tabi. Bol yırtıcılı ikinci sistematik gözlemimizden sonra ise yine makilik ve kayalık yamaçları olan eski bir yerleşim yerine gittik. Gördüğümüz türler muhteşemdi! Ak yanaklı baştankara ve arıkuşu tek başına yeterdi gerçi. Son sistematik çalışmayı yapmak için seçtiğimiz vadi ise en iyi karemiz olacaktı! Rüya gibi bir yer! Yine Ankara’da olduğuna inanması güç bir yer. Kayalardan akan bir şelalenin böldüğü bir nehrin vadisi. Yemyeşil! Filmlerden fırlama adeta! Yemek molamızı da orada verdik tabi ki. Geç üreme döneminde mayolarımızla geleceğimize sözleştik hemen. Burada gün boyunca aldığımız en yüksek üreme kodunu çamurdan duvara ördüğü yuvasını ziyaret eden bir kaya sıvacısından aldık. Bizi gördüğüne çok şaşıran ve panikleyen bir çift kocabaş ise günün en güzellerindendi.

Böylece ilk günümüzü bitirmiş olduk. O gün uyuduğum kadar rahat çok nadir uyuyabilirim. Ne kadar yorulduğumuzu kelimelerle anlatamayız sanırım. Ne kadar güzel yerler görüp, ne kadar güzel zaman geçirdiğimizi de öyle. Geç üreme döneminde oralara gitmek için sabırsızlanıyorum! Atlas için ise çok heyecanlıyım. Tek dileğim yıllarca devam etmesi. Bunu yapacak ve finanse edecek kişiler ve kuruluşların her daim var olması. Bol kuşlu günler!

Nisan 2016, Ankara
Kaan Özgencil, Mehmet Göktuğ Öztürk ve Umut Tank.

Arazi Günlüklerinde ”Tekirdağ Karesi”

Atlas metoduna göre erken ve geç üreme döneminde aynı karenin ziyaret edilmesi gerekiyor. Geçtiğimiz yıl Tekirdağ’daki 35TNF3 karesinde geç üreme dönemi  arazi çalışması yapıldı. Bu yıl ise İhsan Eroğlu ve Erdem Vardar bu karenin erken üreme dönemi çalışmasını yaptı.

Bu ekibimiz, arazi çalışmalarının organizasyonunu en erken tamamlayan ve Atlas yapan ekiplerden. 2016’nın ilk Atlas arazi günlüklerinden birini de İhsan Eroğlu yazdı.

Habitat-4

Erdem Vardar | İhsan Eroğlu (Nisan 2016, Tekirdağ)

İhsan Eroğlu ve Erdem Vardar’a teşekkür ederiz.

“Sevgili Erdem Vardar’la Trakya’da tarlaların olduğu bir yolda yürüyoruz. Saat sabahın 7’si.. İlk alan, ilk heyecan.. Seslere yaklaşıyorum. İki tarlanın arasında kalmış otlardan gelen ses şimdi yok, uçan kuş da yok… Sinirleniyorum, çünkü oralarda olduğuna eminim… Sonra Erdem uzakta bir kuş görüyor… Bakıyoruz, Bozkır toygarı. Bir iki kare alıyoruz ve tepemizde uçarak öten tarlakuşları çıkıveriyor. Gizemli kuşların tarlakuşu olduğunu ötüşünden anlıyorum. Peşinden türler çorap söküğü gibi… Tepeli toygar, tarla çintesi, kuyrukkakan, 2 ibibik uçuyor… Kayıtlar ard arda geliyor. Stres yerini sevince, huzura ve mutluluğa bırakıyor. İlk acemiliği atlatıyoruz.

Diğer alanlara gidiyoruz. Lider’in 58 numarasına selam ediyor, 57 ile idare ediyoruz 😉 Arılar rahat bırakmıyor, bir tanesi sokuveriyor ensemden. Bir tilki avına kitlenmiş, bizi farketmiyor uzun süre…

Çorlu deresi bitmiş, lağım akıyor. İçimiz cız ediyor. Kanola tarlaları sapsarı bir örtü, buğdaylar henüz yemyeşil. Yorulduk, ertesi güne acısı çıkacak ama değdi mi.. Bence değdi.” (Eroğlu, 2016)

Düşüncelerini ve fotoğraflarını bizle paylaştığı için İhsan Eroğlu’na teşekkürler.